Günde ne kadar protein almalı?

5 dk okumaYazar: Doğan Varkan

Protein sorusunun tek bir cevabı yok çünkü resmî tavsiye ile spor literatürünün cevapladığı sorular farklı. Biri eksiklikten korunmayı, diğeri kas korumayı ölçüyor.

0,8 g/kg neyin cevabı

Sağlıklı yetişkinler için sürekli anılan 0,8 gram/kg değeri günlük önerilen alım miktarıdır ve tanımı çoğu zaman atlanıyor: sağlıklı bir yetişkin popülasyonunun neredeyse tamamında eksikliği önlemeye yeten miktar. Ölçtüğü şey yeterlilik. “Yeterli” ile “en iyi” arasındaki farkı hiç ölçmüyor.

Bu ayrımın nereden geldiği önemli. Rakam, azot dengesi çalışmalarından çıkıyor: vücuda giren azotla atılan azotun eşitlendiği nokta aranıyor ve üzerine güvenlik payı ekleniyor. Denge, kas kütlesinin korunduğu anlamına gelmiyor; yalnızca toplam protein havuzunun küçülmediği anlamına geliyor. Kas kaybederken yağsız dokunun başka bir yerini büyütmek de dengeyi sağlar.

70 kilo için 0,8 g/kg, günde 56 gram ediyor. İki yumurtalı bir omlet, öğlen bir kâse yoğurt ve akşam orta boy bir tavuk göğsü bu sayıyı zaten aşıyor; hedef olarak kullanıldığında kimseyi zorlamamasının, dolayısıyla kimseye bir şey kazandırmamasının sebebi de bu.

Kalori açığındayken sayı neden yukarı çıkıyor

Kalori açığında vücut ihtiyacının bir kısmını depodan karşılıyor ve o depo yalnız yağ değil. Protein alımı düşükse, kasa da uyaran verilmiyorsa, kaybın belirgin bir bölümü kas dokusundan geliyor.

Diyette protein iki ayrı iş yapıyor. Kas kaybını yavaşlatıyor. İkincisi ve uzun vadede belki daha önemlisi, doyurucu olduğu için açığı sürdürülebilir kılıyor: aynı kalorideki bir öğün, protein payı yüksekse birkaç saat sonra daha az açlık üretiyor. Kalori açığının nasıl kurulduğunu ayrı bir yazıda anlattık; protein o açığın hangi dokudan karşılanacağını belirleyen kısım.

Spor beslenmesi literatürünün düzenli antrenman yapan yetişkinler için verdiği aralık genellikle 1,4–2,0 g/kg. Açık derinleştikçe ve yağ oranı düştükçe bu aralığın üst ucuna yaklaşmak mantıklı hâle geliyor, çünkü korunacak dokunun payı arttıkça hata payı daralıyor.

Yağsız kütle üzerinden hesaplamak neden daha doğru

Toplam kiloya göre hesap yapmak, yüksek vücut yağ oranında sayıyı şişiriyor. Yağ dokusu protein talep etmiyor. 120 kiloluk ve %40 yağ oranındaki biri için 2 g/kg günde 240 gram demek ki bu, korunması gereken 72 kiloluk yağsız kütle için gereksiz yüksek bir sayı.

Vücut kompozisyonunu biliyorsan yağsız kütle başına 2,3–3,1 gram aralığı, kalori açığındaki sporcular için literatürde tanımlanmış aralık (Helms ve ark.). Yağ oranı yükseldikçe alt uç, zaten yağsıza yakın bir vücutta üst uç daha anlamlı. Aralık geniş görünüyor ama kişiye özel: aynı yağsız kütleye sahip iki kişiden haftada beş kez ağırlık çalışanı üst uca, yalnız yürüyüş yapanı alt uca ait ve ikisinin arasındaki fark günde 50 gramı buluyor.

Yağ oranını bilmiyorsan toplam kilo üzerinden git. Sonucun yukarı sapacağını bilerek.

Öğün başına dağılım

Günlük toplam en belirleyici sayı ama tek sayı değil. Kas protein sentezini uyarmak için öğün başına yaklaşık 0,4 g/kg eşiği tanımlanmış durumda (Schoenfeld ve Aragon, 2018). 70 kilo için öğün başına yaklaşık 28 gram.

Eşiğin arkasındaki mekanizma lösin. Bu amino asit sentezi başlatan anahtar gibi çalışıyor ve öğün başına kabaca 2,5–3 gram lösin gerektiği düşünülüyor; 25–30 gram kaliteli hayvansal protein bu miktarı sağlıyor. Bitkisel kaynaklarda lösin yoğunluğu daha düşük olduğu için aynı uyaran biraz daha büyük porsiyon istiyor — imkânsız değil, sadece planlanması gereken bir fark.

Günlük 140 gramı tek öğüne yığmak yerine üç dört öğüne dağıtmak, aynı toplamı daha iyi kullanıyor. Çoğu insanda düzeltilecek ilk öğün kahvaltı: tipik bir Türk kahvaltısı 10–15 gramda kalıyor, oysa aynı sofraya iki yumurta ya da bir kâse süzme yoğurt eklemek toplamı 30 grama taşıyor. Toplamı yükseltmenin en kolay hamlesi genellikle burada duruyor.

Gram eşit değil: kaynağın kalitesi

Etikette yazan gram, vücuda giren amino asitle birebir aynı şey değil. Protein kaynakları hem sindirilebilirlik hem amino asit profili bakımından farklılaşıyor ve bu farkı ölçmek için kullanılan güncel ölçüt DIAAS: yumurta ve süt proteini üst sırada, et ve balık hemen arkasında, tahıl ve baklagil kaynakları belirgin şekilde geride kalıyor, çünkü buğdayda lizin, baklagillerde metiyonin sınırlayıcı amino asit oluyor.

Bunun pratik karşılığı bir yasak değil, bir toplama işlemi. Mercimek ve bulgur aynı öğünde buluştuğunda birinin eksiği diğerinin fazlasıyla kapanıyor ve ortaya çıkan profil tek başına ikisinden de iyi oluyor — Anadolu mutfağının yüzyıllardır yaptığı şey tam olarak bu. Tamamen bitkisel besleniyorsan günlük hedefi kabaca %10–20 yukarı almak makul bir düzeltme.

İleri yaşta taban yükseliyor

Yaşla birlikte kas, proteine daha zayıf cevap veriyor. Bu olgunun adı anabolik direnç ve pratik karşılığı şu: genç bir bedende sentezi başlatan 20 gram, altmış beş yaşındaki bir bedende aynı işi görmüyor.

Uzman grupları (PROT-AGE, ESPEN) 65 yaş üstü için tabanı 1,2–1,5 g/kg aralığına çekiyor, hastalık ya da iyileşme dönemlerinde daha da yukarı; bir hafta yatakta geçen sürede kaybedilen kasın geri kazanılması aylar aldığı için bu dönemlerde protein, iştahın en düşük olduğu anda en çok ihtiyaç duyulan şey hâline geliyor. Buradaki amaç performans değil. Sandalyeden kalkmayı, merdiven çıkmayı ve düşmemeyi sağlayan kasın korunması. Ölçüsü de aynadan değil, günlük hayattan okunuyor.

Kalori içindeki payı

Protein gram başına 4 kcal taşıyor. 140 gram protein 560 kcal demek — 2.000 kcal’lik bir günün yaklaşık dörtte biri.

Makroları kurarken en dayanıklı sıra, protein hedefini önce koyup kalan kaloriyi karbonhidrat ve yağ arasında bölmek. Sebebi basit: protein hedefi sabit bir gerekçeye dayanıyor, diğer ikisinin dağılımı büyük ölçüde tercih ve tolerans meselesi. Aynı 2.000 kaloriyi karbonhidrat ağırlıklı ya da yağ ağırlıklı kurabilirsin ve ikisi de çalışır; proteini düşürdüğünde çalışmayan şey diyetin kendisi oluyor.

Bir ayrıntı burada gözden kaçıyor: proteinin sindirimi diğer makrolardan pahalı. Alınan kalorinin %20–30’u termik etkiyle ısı olarak gidiyor, karbonhidratta bu oran %5–10, yağda %0–3. 560 kcal’lik proteinin net katkısı bu yüzden etikette yazandan bir miktar düşük.

Fazlası zararlı mı

Böbrek fonksiyonu normal olan sağlıklı insanlarda yüksek protein alımının böbrek hasarına yol açtığına dair bir kanıt yok. Uzun süreli yüksek alımla izlenen spor yapan popülasyonlarda böbrek işaretçilerinde anlamlı bozulma görülmüyor.

Var olan böbrek hastalığında tablo tamamen değişiyor: protein alımı artık bir hesaplayıcının değil, hastalığın evresini ve kişinin laboratuvar değerlerini gören bir hekimin belirleyeceği bir konu hâline geliyor. Bu yazıdaki hiçbir sayı o durumda geçerli değil.

Pratikte üst sınırı belirleyen şey genellikle sağlık değil, iki başka gerçek: bütçe ve doygunluk. Protein hedefini yükseltmek kalan makrolardan yer alıyor ve belirli bir noktadan sonra ek fayda getirmiyor; ayrıca çok yüksek hedefler günü öyle doldurabiliyor ki insanlar sırf tabağa sığmadığı için planı bırakıyor.

Kendi sayını çıkarmak

Kilo, hedef ve aktivite düzeyini girip aralığı görmek en hızlı yol. Aşağıdaki protein hesaplayıcı bu aralığı üretiyor; vücut yağ oranını biliyorsan yağsız kütle hesaplayıcısı daha dar ve daha isabetli bir sonuç veriyor. Çıkan sayıyı bir hafta boyunca gerçekten tutturmayı denemeden hedefi değiştirme, çünkü çoğu insanın protein sorunu yanlış hedefte değil, kâğıttaki hedefle tabaktaki gerçek arasındaki mesafede saklı.

proteinmakrodiyet

Bu yazıdaki hesapları kendin yap

İlgili yazılar

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez. Kalıcı bir beslenme değişikliğine başlamadan önce bir sağlık uzmanına danış.